Bunları Biliyor musunuz?
Kaynak Suyu, Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından yer yüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan ve Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelikte izin verilenler dışında her hangi bir işleme tabi tutulmaksızın nitelikleri tanımlı, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularıdır.
İçme Suyu, Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından sürekli akan veya teknik usullerle çıkarılan ve Bakanlıkça uygun görülen dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma ve benzeri işlemler uygulanabilen ve parametre değerlerinin eksiltilmesi veya arttırılması suretiyle elde edilen, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularıdır.
İşlem görmesi sebebiyle bu sular doğal olarak değerlendirilmez.
Doğal kaynak suları işleme tabi tutulmazken işlenmiş içme suları isminden de anlaşıldığı gibi farklı işlemlerden geçirilebilir.
Şehir şebeke suları genellikle nehir, göl ve baraj suları gibi yüzeysel sulardan elde edilirler. Şebeke suları mikrobiyolojik güvenliğin sağlanması amacıyla genellikle klor bazlı dezenfeksiyon işlemine tabi tutulur.
Suyun kaynağı, gördükleri işlemler, dağıtım şekli gibi birçok açıdan farklıdır.
Teknolojinin yardımı ile her tür su işleme tabi olarak içilebilir niteliğe getirilebilir ve işlenmiş su olarak tanımlanabilir.
Su; yaşamın temel ögesi olarak insan vücudundaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik olayların içinde yer alırken ayrıca içinde bulundurduğu elementler ile de sağlığın devamı ve korunmasında da rol oynar.
- Minerallerin ve vitaminlerin vücutta çözünmesini ve iletilmesini sağlar.
- Aldığımız gıdaların enerjiye çevrilmesine katkıda bulunur.
- Vücut sıcaklığının ve su dengesinin düzenlenmesini sağlar.
- Derinin nemlenmesindeki en önemli faktördür. Çünkü cildimizdeki su kaybı erken yaşlanmaya yol açar.
- Vücudumuzdaki toksin maddelerin dışarı atılmasını ve vücudun temizlenmesine yardım eder.
- Organlarımızın özellikle de böbreklerin düzenli çalışmasına katkıda bulunur.
- Nefes almada oksijeni nemlendirir ve kolay nefes almamıza yardımcı olur.
- Eklemlerde yastık görevini yerine getirerek, eklemlerin hareketlerini düzenler.
En önemli su kaynağı suyun kendisidir. Bir çok sıvı ile vücut ihtiyacı karşılansa da suyun kendisi susuzluğu gidermesi ve vücut fonksiyonlarını düzenlemesi bakımından en sağlıklı yoldur.
İnsanların içmeleri gereken su miktarı vücut ağırlığına ve aktivitelerine göre değişmekle birlikte, bir insanın günde 1,5 litresini içeceklerden olmak üzere günde 2-3 lt su alması gerekmektedir. Ayrıca vücudumuzun %60'ı sudur ve bu su 6 hafta da bir içilen su ile yenilenir.
Su ihtiyacımızı karşılayacağı düşüncesiyle içilen kahve, çay, kola gibi içecekler; idrar söktürücü maddeler içerdiklerinden bunlar, içildiğinde vücuttan atılan idrar miktarının artmasına ve vücuttan su kaybına neden olurlar. Bu nedenle suyun yerini başka hiçbir içeceğin tutması mümkün değildir.
Doğal kaynak sularının ideal tüketilme sıcaklığı standart olmayıp, kişiden kişiye farklılık gösterir. Ancak su için içilme sıcaklığının 10-15 C arasında olması en idealdir.
Genel olarak suyun sertliği, kalsiyum seviyesi olarak kabul edilmesine rağmen,suyun sertlik derecesi içerdikleri erimiş kalsiyum ve magnezyum tuzlarından ileri gelmektedir.
Sertlik/ yumuşaklık içilebilir sular için bir kalite parametresi ya da göstergesi değildir.
Şişelenmiş suların raf ömrü kullanılan ambalaj malzemesi, saklama koşullarına ve işletme koşullarına bağlıdır.
Sular serin ortamlarda, güneş ışığından uzak ve kuru ortamlarda saklanmalıdır. Etrafında suya ve ambalaj maddesine etki edecek kokulu maddeler bulundurulmamalıdır.
Kaynatma sonrası görülen tortu suyun içinde doğal olarak bulunan kalsiyum mineralinin çökmesinden kaynaklanmaktadır. Bu tortu kalsiyumca zengin olan sularda daha fazla olur. Serbest haldeki kalsiyum mineralinin sağlık açısından bir zararı yoktur. Sular kaynatıldığında ya da dondurulup tekrar sıvı hale döndürüldüğünde; kimyasal olarak içerik değişimine uğrarlar. Çünkü suda bulunan kalsiyum ve magnezyum, su katı hale geçtiğinde ya da kaynatıldığında kalsiyum ve magnezyum karbonat haline dönüşür. Buda kendisini suda kaynama sonrasında ya da su sıvı hale geçtikten sonra beyaz tortu olarak gösterir. Su kalsiyum/magnezyum açısından ne kadar zenginse, oluşan çökelti (beyaz tortu) miktarı o derece artar. Ancak oluşan bu çökeltinin (tortunun) insan sağlığına herhangi bir olumsuz etkisi yoktur.
Hayat kaynaklarımızda sodyum oranı 1mg/lt'den azdır.
Nitrat konsantrasyonun yüksek olması ve nitritin suda bulunması istenmez. Çünkü bu parametreler suyun kaynağında bir kirlilik olduğunun göstergesidir. Nitrat ve nitritin suya bulaşma nedenleri; yağışlar, gübreleme, organik maddelerin örneğin bitki artıklarının parçalanması, atık ve kanalizasyon suları ile çöplerdir.
Pompaların kirliliği gözle de tespit edilebilir. Her damacana değişimi sırasında temizliği kontrol edilmelidir. Temizlenemeyecek durumdaki pompalar kullanılmamalıdır. Kullanım şekline bağlı olarak ömrü değişir.
Pompa ve cooler, damacanadan su aktarmak amacıyla kullanılır. Suya direkt temes eden bu cihazların temizliği sağlıklı su içmemiz açısından çok önemlidir. Gerekli temizlik yapılmadığında havada ve ortamda bulunan mikroorganizmalar, kokular veya yabancı maddeler cooler ve pompa üzerinde birikip suya bulaşacaktır. Bulaşan bu mikroorganizmalar zamanla çoğalarak kaplarda beyaz, yeşil ya da kahverengi kümeler meydana getirebilir veya suyun tadında ve kokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilirler. Bu nedenle suyun içersine batırılan pompaların ve cooler'ların belirli periyodlarla temizlenerek kullanılması ve sularımızın saklama koşullarına dikkat edilmesi gereklidir. Pompa ve cooler kullanımı ve temizliği hakkında detaylı bilgiler;
Pompa Kullanımı
- Pompa damacana üzerinde iken kullanım sonrasında ağız kısmındaki tıpa mutlaka kapalı tutmalıdır.
- Pompalar damacanadan başka damacanaya aktarılırken koku ve kirlilik kontrolü yapılmalıdır ve temizlenmelidir.
Şehir şebeke suları genellikle nehir, göl ve baraj suları gibi yüzeysel sulardan elde edilirler. Şebeke suları mikrobiyolojik güvenliğin sağlanması amacıyla genellikle klor bazlı dezenfeksiyon işlemine tabi tutulur.
Pompaların Temizliği
- Pompanın sökülebilen parçaları ayrılır.
- Parçalar 50°C deki sıcak suda 10 dakika bekletilir.
- Fırça yardımıyla parçalar temizlenir.
- Diğer yanda bir kaba sıcak su konulur.
- Sökülen su pompasının alt kısmı sıcak suyun içine daldırılır, suyun çekilmesine başlanır. Bu işlem kaptaki su bitene kadar yapılır.
- Parçaların ve ana parçanın temizliğinden emin olunduktan sonra yerlerine monte edilir
- Pompanın dış yüzeyi de sıcak su kullanılarak temizlenir.
Cooler Kullanımı ve Temizliği
- Damacana değiştirme işlemi sırasında cihazda koku ve kirlilik kontrolü yapılmalıdır.
- Cihazın alındığı firmadan cihazın nasıl ve kimin tarafından temizleneceği ile ilgili bilgi alınmalıdır ve buna göre hareket edilmelidir.
Cooler temizlik filmini izlemek için tıklayınız.
İnsan vücudunda gerçek bir su deposu bulunmadığı ve hücrelerimizin gereken şekilde işlemesi için mutlaka su gerekmesi, çok karmaşık ve hassas düzenleme mekanizmalarının temelini oluşturmaktadır. Bu sistemin görevi, hücre içi ve dışı ortamların su dengesini kurmak ve böylece şu üç başlıca sistemin uygun şekilde çalışmasını sağlamaktır: böbrek, kalp-damar ve ısı düzenleme sistemleri. İçilen su miktarı, su kayıplarını dengelemek için gereken miktardan az olursa, vücut belirli bir su kaybı düzeyine gelir, bir uyarı sistemi olarak susama duygusu ortaya çıkar, böylece su içilmesi ve vücuttaki su dengesinin kurulması sağlanır.
Bu uyarı sisteminin çalışması biraz zaman alır, fakat ağır su kaybını önler, böylece algılama ve fiziksel performansların olumsuz etkilenmesi önlenir. Fakat bu sonuçları doğrulamak için başka araştırmalar yapılması gerekmektedir. Aynı şekilde, yeterli su kullanımı yapılırsa bazı hastalıkların (idrar yolları enfeksiyonları, mesane veya kolon kanseri) önlenebildiğini gösteren ilk bulguların da başka araştırmalar yapılarak doğrulanması gerekmektedir. Su içilmesi sadece su dengesini kurmakla kalmaz, yanı sıra mineral dengesini de kurar, çünkü su bir mineraller taşıyıcısıdır. Bu sebeple mineral yapısı dengeli suları tüketmekte fayda vardır.
Sıvı kısıtlamasının yol açabileceği rahatsızlıklardan birkaçı
İdrar yolları enfeksiyonları
İdrar yolları enfeksiyonları, prematüre doğum, plasenta hipotropi, uterus içi büyümenin gecikmesi, doğuştan biçim bozuklukları, çocuk düşürme ve bebek ölüm oranında artış gibi, cenin üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilir Bu tür enfeksiyonlar ayrıca böbreklere zarar verebilir ve annede septisemi meydana gelmesine yol açabilir.
Bu tür enfeksiyonlar, çeşitli faktörlerden ötürü hamile kadınlarda daha çok meydana gelebilmektedir. Hamile kadınlarda, progesteron'un düz kaslar üzerindeki gevşetme etkisinin sonucunda idrar yollarında hipotoni meydana gelmektedir. Ayrıca vücut bağışıklığının genelde azalmasından ötürü enfeksiyon süreci başlayabilmektedir. Bu koşullar altında, yetersiz böbrek faaliyeti, ağırlaştırıcı faktör olmaktadır. Bu olguların tümü, yeterli böbrek faaliyeti sağlamak ve enfeksiyon riskini azaltmak için su tüketiminin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Kabızlık
Hamilelik sırasında, progesteron'un düz kas üzerindeki gevşetme etkisinden ötürü kabızlık eğilimi ortaya çıkmaktadır. İçilen su miktarı yetersiz ise, bu eğilim güçlenmektedir; yeterli miktarda su içilmesi ise iyi bir önleyici önlem olabilmektedir.
Ciltte nem kaybı
Cildin üzerindeki koruyucu bir örtü dış ortam ile sürekli alışveriş halindedir. Bu koruyucu insan sağlığı için çok önemli bir rol oynar; iç ortamı ve vücut ısısını korur, rahatlık ve dış görünüş oluşturur. Cildin elastiklik, yumuşaklık, renk ve görünüş özelliklerini koruması için su kullanımı, primordiyal önem taşır. Cilt bir yönde geçirgendir, diğer yönde geçirgenlik yoktur, ve iç ortamdan dış ortama sürekli akış yapılan olur. Bu nedenle cildimiz, deri içindeki su stokunu yenilemek için her gün yeterli miktarda su içilmesine gerek duyar (aksi halde su kaybı riski doğar ve sonuçta cilt elastikliğini yitirerek kırışır), yanı sıra epidermis'in görünüşü ve bariyer görevi için gereken yüzey su / lipit katmanının yenilenmesi gerekir. Cilt içindeki suyun miktarı, vücut ağırlığının %10'una karşılık gelmektedir ve genelde dermis adı verilen doku içinde depolanmaktadır (dermis'in %80'i sudur, fakat bu oran yaş ilerledikçe azalmaktadır).
Çeşitli türlerde fonksiyon bozukluklarını veya hastalıklar
Yeterli su içilmesi halinde çoğu kadını etkileyen idrar yolları enfeksiyonları riski azalmaktadır. Buna ek olarak, su kaybı kabızlığı arttırmaktadır. Yeterli miktarda su içmek, böbrek taşlarını önlemeye yardımcı olduğundan tedavi diyetlerinin başlıca unsurlarından biridir.
